Sayfalar

21 Aralık 2013 Cumartesi

Yıllardır görmediklerimiz

Haftanın ortasında izinden dönmüş olmanın, ve Katar Ulusal Günü tatili sebebiyle bir gün iş bir gün ev şekilde haftayı bitirdim. Cuma'yı da biraz yerleşme, biraz belgesel, biraz kitap, biraz güzellik uykusu diye geçirdikten sonra işte Cumartesi ile yepyeni haftaya başladık bile. Bugün büyük bir yaramazlık yapıp öğleden sonra işten kaçıp sinemaya gittim, ardından da spora. İzin dönüşü geçişi diye kendimde hak buldum bunu. Hak buldum da fırsat bulamasaydım zor olurdu. Müdür tatilde, müdürün kuyruğu da benden önce fırsat bilmiş bu durumu, gelmemiş. Yarım gün yerimde zor durdum.

Aslında yazım bugün yaptıklarımla değil, anneannemin evinde bulduklarımla ilgili. Çünkü bugün işten kaçmamın nedenlerinden biri İstanbul'daki yaşantıya duyduğum özlem. Biliyorum, dönüp orada çalışsam sabah akşam trafikte yaşayacağım o yüzden özlemim o kadar derin değil ama anılarından kopamıyor insan.

 Anneannem çok yakın zamanda geçirdiği bir hastalık sebebiyle her ne kadar sağlıklı gibi gözükse de, bakıma muhtaç durumda. Bu sebeple evinde değil, teyzemde kalıyor. Zaten evini de pek hatırlamıyor, ya da hatırlamak istemiyor. Şimdilik bu yeni evdeki yeni düzeninden memnun gözüküyor. Arada annemler eşya almaya, evi kolaçan etmeye uğruyorlar. İzindeyken de bu görev benim oldu. Ortaokul, lise ve üniversite yıllarımı geçirdiğim anneanne evinin (anane evi) o değişmez kokusu yüzüme vurdu girer girmez. O evde yaşamayalı 8 sene oldu neredeyse, şimdi kokuyu daha kolay algılıyorum. 

Anneannemler bu eve 70lerin ortasında taşınmışlar. Evin çok hikayesi var, anneannemin görümcesi, kaynanası, 3 kızı ve dedemle beş odada  yıllar geçirdiği bu evin 80 li yılların başında istimlakla yarısının yıkılması ve 2 odaya düşmesi bunlardan biri. Ev beş odadan iki odaya düşmüş ama, eşya sayısında pek düşüş olmamış. Ev nüfusu 5 kişiye düştüğünde, vefat eden büyük babaanne ve büyük halanın bir takım eşyaları Silivri'deki eve götürülmüş. Buna rağmen anneannem ne koltuk takımının tek bir parçasından, ne yemek takımının tek bir sandalyesinden vazgeçmemiş. Misafiri bol  olduğu yıllarda bir ihtiyaç olarak eşyaların kalması mantıklı iken, yıllar geçip kızları evlenip, dedemi kaybettiğinde değil eşyaları dedemin kıyafetlerini bile vermemiş anneannem. Sıkış pıkış eşya ile dolu ev aslında tam bir antikacı gibi.  Likör takımları, tablolar, gümüş tabaklar, her anneannenin evinde olan oymalı kakmalı koltuklar. Dağlar gibi örtüler, nakışlar, danteller... Ne kıymetler var sandıklarda, bavullarda daha henüz görmeye izin çıkmadı.

Eve gittiğimde anneannemin bir kaç eşyasını ve Katar'a dönerken götürmek istediğim eski bir kitabımı alacaktım. Ama işler hemen eşyaları al ve çık şeklinde olmadı. Henüz görmeme izin çıkmayan eşyaları karıştırıp, ortalığı dağıttığıma ilişkin suçlamalarla uğraşmak istemediğim için tek bir amacım vardı biraz eski dolabımı karıştırmak.

Anneannemin anı toplayıcı kişiliği büyük teyzeme de bulaşmış. Benden kalan herşeyi saklamış, her kağıt parçasını...

Bulduklarımın fotoğraflarını çektim hızlıca... Kimbilir daha neler vardı ama vakit dardı. Neler saklanmış neler... Bir takvim sayfası, küçükken ezbere bildiğim kitabın dağılmış sayfaları, başka bir kitap serisinden bir iki kitap, Hürriyet gazetesinin verdiği ek kitapçıklar, Arçelik marka walkmanim, annemlerden kalma bir beyaz dizi kitabı...
Büyüyünce okuyacağımı 
sandığım kitaplardan biri.


Bu takvim yaprağı diğer 
saklanan yapraklardan
geriye kalanı, arkasında 

masal vardı, Rapunzel ve
Çizmeli Kedi'yi buradan 

okumuştum.



Hürriyet ve diğer gazeteler
bol bol hediye verirmiş.
Herşey saklanmış,
 ama herşey...

Kedinin adı Tekir.
Okula hazırlık.

Çetin son model arabayı 
çekmişken, kadın 
evde üç çocukla uğraşırdı.

Cocukların adı Hale, Jale ve Lale idi. 

Arçelik Walkman sadece radyo dinlemek için kullanılmıştır.




Bu ıvır zıvırın insanın yüzünde böylesi bir gülümseme yaratıyor olması gerçekten enteresan. İnsan bunların arasında yaşarken (bir daha ıvır zıvır demeyeceğim, yazdım diye bıraktım) değerini tam bilemiyor sanırım. Bir dahaki sefere daha detaylı incelemeler yapmayı planlıyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder