Sayfalar

23 Şubat 2014 Pazar

Zihinsel Turbulans-4

Geçenlerde yorgun ve uykusuz olduğum bir günde, işyerinde öğle arasını uyuyarak değerlendirmek istedim. Yemeğimi evden getirmiştim. Biraz erken başlayıp hızlıca bitirdim, sonra kafamı koydum masaya. Hemen dalmışım. Öyle güzeldi ki...

Ta ki kendini bilmezin biri gelip, beni uyandırarak plastik çatal isteyene kadar!!! Plastik çatal istemek için uyuyan bir insanı uyandırmak, rapor değil, telefon konuşması değil, toplantı değil. Plastik çatal! Ben bunu ancak bencillik ve saygısızlık olarak tanımlardım ki, bugün de benzer şeyler yaşandı. Maalesef beni uyandıran kişi tüm iyi niyetiyle iyi olup olmadığımı merak etmiş. Uyuyan birini uyandırıp iyi misin demenin mantığı nedir? Uyanınca görürsün iyi miyim kötü müyüm, başım mı ağrıyor zevkten mi yatıyorum. İş saatinde yatsam hani anormal bir durum diye ilgi çekebilir ama öğlen saatindeyiz. Bu ne gereksiz bir merak!

İş arkadaşlarının bu bencil ve ya fazla ilgili tavırları bir yönetmelik ile düzenlenmeli!

Not: Günde 8 saatlik uykumu alamayınca hırçınlaşabiliyorum, kusursuz değilim...                                                                      

22 Şubat 2014 Cumartesi

Çalışan kadın sorunları-1

İçimdeki Türk kahvesi içme isteğini, şu anda evde olma isteğini bastırmaya çalışırken, bir yandan sizlere bu yazıyı yazıyorum diğer yandan işimi yapıyorum. Ofiste hiç Türk kahvesi kalmamış. BKK yani battaniye-kahve-kitap üçlüsünün diğer bir rakibi olan HŞK yani havlu-şezlong-kitap da olurdu-havlu şezlonga yayılmayacak, güneşin pozisyonuna ve uzanma şekline göre kafaya konacak. Yani bir kitap olsa iyi olurdu, elimdeki çizimlere bakmaktansa.

Miskinlik kronik bir yorgunluk ardından çeşitli ağrılarla kendini gösteriyor. Bu akşam masaja gitmeyi planlıyorum. Zaten dünden beri aklımdaydı, Call the Midwife'ın üçüncü bölümünü yürüme bandında izlediğimden, spora ne kadar ara vermiş olduğumu anladım o bir saatlik bölümün ardından. Üstüne mutfak alışverişi, alışveriş merkezinde bir tur sonrası ayaklarımdaki ağrıyı, yaptığım alışverişin heyecanıyla biraz hafif hissetsem de, sonradan sağolsun kendini gösterdi.

20 Şubat 2014 Perşembe

Instagram'daki nefret

Bir yılı aşkın süredir Instagram kullanıcısıyım. Arkadaş çevrem dışında, fotoğraflarını beğendiğim fakat şahsen tanımadığım bir kac üyeyi de takip ediyorum. Çok nadiren explore özelliği ile başkalarının fotoğraflarına bakıyorum.  Gazetelerin Instagram’da ünlüler bölümlerine bakarken Meryem Uzerli’nin bebeğinin hastane künyesi ile fotoğrafını görünce, takip etme isteği oluştu içimde. Meryem Uzerli’yi ekledikten bir iki gün sonra işteki yoğunluğun azalması ile arkadaşımla oturduk ünlülere baktık. Yeni bir kaç ünlü daha ekledim listeye.  Bir ikisini sadece arkadaşlarını ve kendisini çekiyor diye sildim, diğerleri duruyor. 

Demet Akalın, Buse Terim  takip etmeye başladığım ünlülerden ikisi. Demet Akalın’ı ya da Buse Terim’i sevip sevmemem gibi bir detay bu yazı için hiç önemli değil, zaten onlara karşı oldukça nötrüm. Ünlüler dünyasında işler nasıl yürüyor cesitli yorumlar yapabiliyoruz; ofis ortamında bile kimisi tırnağı ile geliyor, kimi patronun yeğeni oluyor, kimi  yeteneksiz ama güzel olduğundan koltuk kapıyor.  Benim yan masamda oturan insanın bile o masayı nasıl kaptığı muamma iken kalkıp ünlülerin başarılarına kafayı takmam çok manasız. Sonra bu elde edilen başarının getirdiği sonuçlardan dolayı o insandan daha çok nefret etme durumu... Kalkıp yan masadaki insana, "bu sene yüzde 10 zam almışsın, yüzde beşini fakirlere dağıt" gibi bir yorumda bulunmadığıma ve bulunamadığıma göre ünlü birine "gelen hediyelerini fakire fukaraya dağıt buradan böyle resim koymakla reklam olmaz" diye ukalalık yapmamalıyım, kendi adıma.

Sevgiye diyecek bir lafım yok, yıllar öncesinden beri varolan fan club durumunun kişiselleşmiş hali tadında kalırsa bir ünlü için güzel bir motivasyon olabilir. Yapıcı ve uslubu düzgün eleştiriye de lafım yok.  Fakat spor ve siyaset gibi alanlarda tanıdığımız o nefret dolu insan portresini( ki bu alanlarda farklı taraflar, düşünceler, fikirler çatışıyor da o nefret oraya çıkıyor), kendi halinde yada işi gereği, içinden geldiği için ya da reklam gereği fotoğraf paylaşan insana yazdığı mesajlarda görmek şaşırtıcıydı. Demet Akalın’ın bebek arabalarını kıskandığımdan "nerden buluyorsun bu paraları" diye mesajlar atarken aslında sürekli tatilde olan arkadaşımı da nerden buluyor bunca parayı diye kıskanıyorum ve hıncımı Demet Akalın’dan çıkarıyorum demektir.  

Madem bu kadar nefret ediyorsun, niye takip ediyorsun? Bu insanın senin hayatın üzerinde ne kadar büyük bir etkisi olabilir ki bu kadar büyük bir nefretle saldırıyorsun, iki tane fotoğraf koyuyor, bir markayı tanıtıyor, şarkı söylüyor, çocuğuna pahalı pahalı giysiler alıyor, kalçasında fazlalığı var, falan filan diye mesajını hakarete vardırıyorsun. Bu insan yanlışsa, hatalıysa, öyleyse böyleyse düzeltmek sana mı düştü? Farkında olunmayan şey şu ki, adı Buse Terim, Demet Akalın olmayan, ünlü olmayan kalçası büyük olan, çocuğunu baştan aşağı marka giydiren, bunu sosyal medyada paylaşmayı tercih eden ya da etmeyen o kadar çok insan var ki... Belki de onlardan biri senin arkadaşın ama sen ona birşey diyemiyorsun, yine gidip Buse Terim’e mesaj atıyorsun. Acaba hem kıskanç hem de iki yüzlü müsün?

Ayrıca, bu yazıyı da para karşılığı yazdığımı düşünüp benden nefret edenler olur mu acaba?



18 Şubat 2014 Salı

Hong Kong-4

Şehrin modern yüzünde kalmıştık...

Hemen bir kaç fotoğrafla açılışı yapmak istiyorum:


Sık ve yoğun bir ulaşım ağına sahip Hong Kong'un gökdelenlerinin bir kısmı tamamen alışveriş merkezi, 10-15 kat boyunca dükkanlar bulunuyor.

16 Şubat 2014 Pazar

Hong Kong-3

Kaldığımız yerden devam edelim gezmelere...

Parklar, bahçeler ve sokaklar dedim.

Hong Kong'da bir çoğu çeşitli manastırlara ait olan park ve bahçeler mevcut. Hava sıcaklığı nedeniyle maalesef bir park ve bir bahçe gezebildik. 

Akşamleyin belirlediğimiz yürüme noktasının başı hemen Nan Lian Garden. Sabah erkenden metro ile ulaşıyoruz Diamond Hill'e. Bahçenin çevresi yüksek duvarlarla çevrili olduğundan kapı için çevresinde yürüyoruz ve yoruluyoruz bile! Hava maalesef çok nemli olduğundan çok zevk alacağımız bir gezi olmayacağı belli çünkü sıcaklık ve nem nefes almamızı zorlaştırıyor. Bahçe olabildiğince yeşil, olabildiğince bakımlı ve çok güzel. Minik bir şelalesi ve hediyelik eşya satış noktası var. Bahçe içerisinde büyük bir göl, gölün içerisinde kocaman Japon balıkları, çeşitli binalar, dinlenme noktaları, banklar mevcut. 

13 Şubat 2014 Perşembe

Hong Kong-2

Gezmelerden devam...
Disneyland gezisi tazeyken hemen karşılaştırma için Ocean Park'a geçeyim. Ocean Park Disneyland'dan oldukça büyük, bir tepenin iki yanına kurulmuş bir tema park. Dağın bir yüzünde alışveriş alanları, bir kaç binmeli-oynamalı aktivite ve hayvanat bahçesi varken diğer tarafı tamamen lunaparka ayrılmış.


Açılmadan önce yine kapıda kalabalık birikiyor. Şemsiyeli kalabalık büyük tehlike!

10 Şubat 2014 Pazartesi

Hong Kong-1

Vücudumda garip bir deniz güneş kum isteği sürüp gidiyor bir iki haftadır. Yarın Ulusal Spor Günü diye bir günlük resmi tatil maalesef istediğimi veremeyecek. Bir sabah yürüyüşü ardından evde bölüm bölüm diziler izleyeceğim; şimdilik olağan plan bu. O yüzden oturup bu yazıyı yazıyorum. Hem sizinle paylaşmak olsun hem de gittiğim bir tatilden anılarım tekrar canlansın diye...

Geçtiğimiz Ağustos ayında bayram tatili vesilesi ile; bulunduğumuz Arap dünyasından uzaklaşıp ( sanki burada Hintliler ve Filipinliler Arap nüfusunu bastırmıyormuş da katlanılmayacak şekilde Arap kültürüne maruz kalıyormuşçasına); havası, suyu, yemeği, sokağı, insanı değişik bir yer seçelim dedik, buarada bizden vize istemesin, çok pahalı olmasın, kolay gezilsin ki bu kısacık tatilde gezemedik orasını burasını diye içimizde kalmasın da dedik. Bugüne kadar uçaktan korkuyorum ağlamalarımı tamamen bir şımarıklık olarak kabul eden kocamı haklı çıkarırcasına 9 buçuk saat gidiş ve 10 saat dönüşü göze alıp

9 Şubat 2014 Pazar

Zihinsel Turbulans-3

Kariyer sitelerinden gelen mailler neden hic bir zaman kariyerime uygun degil? Bu bir tek bana mi oluyor? Cok mu uygunsuz bir kariyerim var anlamadim ki!

2 Şubat 2014 Pazar

Zihinsel Turbulans-2

Artik mac spikerleri 'adeta al da at dercesine' demesin. Yasaklansin...