Kitap okurken çarpıcı cümlelerın altını çizmek, duraksayıp bir müddet üzerinde düşünmek gibi bir alışkanlığım yok. Bu sebeple çağa ayak uydurup, cümlenin bulunduğu sayfanın resmini çekip, etrafını buğulaştırıp sosyal medyada paylaşmak konusunda da modanın gerisinde kaldım.
Soti Triantafyllou’nun Kurşunkalem Fabrikası kitabında, akrabaları olmasına rağmen memleketlerine geri döndüklerinde kendilerini karşılamaya gelen kimsenin olmadığını gören Antho “Ah, dünyada yapayalnızız” diyor. Çok basit ve belki de defalarca duyduğum bu kelime grubunun bir anda beni bu kadar etkilemesi enteresan. Belki de 2006 yılından beri yurtdışında yaşıyor olmamın bir etkisi var bunda. O an için çevremdeki herkes ölürse ne yaparım diye düşündüm. Çok ürkütücü bir his…
İlk aklıma gelen çözüm: İnternete girerim.
Forumlar, arkadaşlık siteleri, sosyal paylaşım siteleri; hepsi yeni insanlar tanımam ve yeni ilişkiler kurmam için elimin altında… O ruh haliyle, bir insan ne kadar sağlıklı ilişkiler kurar, temaslar yapar tartışılır belki ama anladım ki bugün “asosyalleştiriyor” suçlamasıyla kötülediğimiz internet zamanı gelince sosyalleştirmenin en alasını yapabilecek kapasitede. Evet, bunu zaten biliyorduk belki ama; bu tespit bana sanal meydanda hoşgörümü artıracak bir neden sundu. İnternette gördüğüm çoğu saçma şeyin haklı bir nedeni olduğunu… Yalnızlık…
yakin bir dostum gecenlerde bana www.popoizle.com isimli bir websitesi onerdi. 'neden bana boyle birsey oneriyorsun ne demek istiyorsun yakin dostum' seklinde serzenisime cevabi yalin ama sarsiciydi... yalnizlik...
YanıtlaSil