Sayfalar

27 Aralık 2013 Cuma

The Secret Life of Walter Mitty

Eşimle yılın belirli dönemlerinde her perşembe gecesi sinemaya gitmeye başlarız, bir kaç hafta böyle devam eder. Sanırım yine öyle bir döneme girdik.  Sinemada film izlemenin zevki çok başka, bazen evde seyretmeye başlasak onuncu dakikada bırakacağımız filmleri bile atmosferden olsa gerek sonuna kadar zevkle izliyoruz.
Bu haftaki filmimiz The Secret Life of Walter Mitty.
Enteresan bir sempatim var uzun isimli filmlere, en az 3 kelimeden oluşan... The' yı saymadan... Bana göre bugüne kadar uzun ismi olan filmler gerçekten güzel fimler olmuştur. Good Will Hunting, Catch Me If You Can, Eternal Sunshine of the Spotless Mind, The Lord of the Rings ( bu tespitim yeni film serisi Hobbit'in neden başarısız olduğunun bir kanıtı olabilir mi acaba?) bunlara bazı örnekler. Catch Me If You Can demişken, Leonardo Di Caprio'nun kötü hiç bir filmini bilmiyorum, ismi uzun yeni bir filmi geliyor; The Wolf of Wall Street. Eminim güzeldir.

The Secret Life of Walter Mitty bir Ben Stiller filmi. Ben Stiller ile ilgili olarak çok belirsiz düşüncelerim var. Biri bana Ben Stiller filmlerini seviyor musun diye sorsa, ne cevap veririm tam emin değilim. Tropic Thunder, Zoolander gibi başarısız bulduğum filmlerin yanında çok güldüğüm Meet the Parents serisi, Night at the Museum ve Tower Heist filmleri var. Adam Sandler da bir zamanlar daha iyi filmler yapan biriydi, 50 First Dates gibi güzel filmleri vardı fakat hala çıtayı yukarıda tutamadığı düşünülürse Ben Stiller'ın kesinlikle daha başarılı olduğunu söyleyebilirim. Özellikle bu son film son zamanlarda izlediğim en güzel komedi ve dram filmiydi. Sanırım Ben Stiller'ı seviyorum, anlaşıldı. :)
Filmde monoton bir hayatı olan Walter Mitty'nin bir anda gaza gelip enteresan bir maceraya atılması anlatılıyor. Yavaşlayan ve gereksiz duygusallaşan yerleri dışında film alıyor götürüyor insanı. Siz de olur mu bilmem ama, bir an da ortamın en ilgi çeken insanı olmak istemez misiniz? Yaptığınız süper hareketlerle ilgi odağı olmak, bir anda parlamak... Bazen dinlediğiniz bir şarkı bile sizi bu hayallere sürükler. Hayalin içeriği ne olursa olsun, sonuç olarak hayaldir işte. Bu hayallere özellikle lise yıllarında sıklıkla kapılan biri olarak Walter Mitty'i kendime çok yakın buldum ve daha sonra bu hayallerine benzer aktiviteler gerçekleştirecek cesareti kendinde bulduğum için kendisini takdir ettim. Lisede hayal ettiğim gibi bir şarkıyı herkesi hayran bırakacak kadar güzel söyleme şansım yok, (sesim çok kötüdür, ben farkındayım da çevremdekiler de sağolsun bu konuda açık sözlüler) ama ne bileyim bisikletle Versailles-Paris rotasından daha heyecanlı rotalarda gezinebilir(2008 de yapmış ve çok yorulmuştum), bu sırada insanları hayran bırakacak fotoğraflar çekebilir, bunları evimin duvarlarına asabilir, gelenler resimlere bakarken gururlu gururlu gülümseyebilirim.
2014 yılı planlarına bunu da ekleyeyim en iyisi... Çılgın bir rotada bisiklete binilecek, fotoğraf çekilecek, sağ salim eve dönülecek, fotoğraf iki ay makinede beklemeden basılacak, üşenilmeden çerçevetilecek ve neyse sonra asarım demeden çivisi çakılıp duvara asılacak. Kısaca 2014 te miskinlik yenilecek...


2 yorum:

  1. Ameros Perros var. Turkce adi Paramparca Asklar & Kopekler. iyi mi oluyor kotu mu? Acele cevap.

    YanıtlaSil