Sayfalar

8 Ocak 2014 Çarşamba

Tutulacak sözler ve sözleri bozan bizler

Yılbaşı niyetlerimin peşindeyim.

Söz verdiğim şekilde spor yapıyorum. Her zaman spor salonuna gitmesem de, evde de olsa yapıyorum.

Hatta yaptığım yetmezmiş gibi yapanları da izleyecektim ama yağmur sebebiyle olmadı. Final gününe de bilet bulamadığım için Qatar ExxonMobil Open 2014’ün bu yıl ki kazananı Rafael Nadal’ı izleyemedim.


Dustin Brown vs. Peter Gojowczyk hemen sonra 

Tenis vs. Yağmur



Hani yeni yıl ile beraber şu spor salonları dolup taşacaktı ya, burada hiç öyle bir şey olmadı. Sizin o tarafta oldu mu bilmem. Hatta gittiğim saatlerde spor salonundaki tek bayanım. Muhtemelen noel tatiline giden insanlar henüz dönmediler. Ortalık da kalabalık olmayınca rahat rahat yapıyorum sporumu, o aletten o alete zıplayıp.


Havuz olayını da biraz erteledim, hava soğuk olduğu için hiç içimden gelmiyor. Zaten bu soğuk sürekli beni sıcak çikolata ve sahlep içmeye teşvik ediyor, aldırış etmemeye gayret ediyorum. Yine de bence kadranda gözüken sıcaklık derecesi en azından çay ile sıcak peynirli poğaçayı hakediyor.


Daha erken kalksam daha soğuğu da görebilirdim sanırım.

Buradaki asıl soru şu, birşeyler bizi yemeye teşvik mi ediyor yoksa biz yemek için bahaneler mi arıyoruz? Hani üşenmeyi falan anlıyorum, akşam çok halim yoktu daha sağlıklı birşeyler ayarlamaya, en azından sınırları korumak adına porsiyonu belli miktarda karbonhidrat olsun dedim bu makarnayı getirdim bugün ama, benim problemim bu makarnanın üzerine yemek istediklerimle ilgili.

Bugünkü öğle yemeğinde sağlıklı
beslenme kavramından uzaklaşmamak
adına kepekli makarna kullanılmıştır.


Mesela, işe döndüm döneli hep bir bıkkınlık var üstümde. Hele hafta başında bir kaç gün eve baya mutsuz döndüm işten. Olan biten de çok önemli değil. O işi neden üstüme attılar, bu niye bitmedi, neden bu konuyu paylaşmadılar... Hepimizin duyduğu, yaşadığı şeyler. Ahmet Cemil İrfan 
(bkz. http://kusursuzdegilim.blogspot.com/2013/11/dedikodu.html) benden habersiz bazı işler yaptı diye neden kek yeme ihtiyacı duyuyorum? Tanıdığım bildiğim adamın kendisinden beklediğim ve şaşırmadığım hareketler yapması o kadar doğal ki oysa!

İşin aslı bence ne biliyor musunuz? Kimsenin benim moralimi bozduğu, canımı sıktığı yok aslında. Her zaman olan şeyler, biraz abartıyorum ki kek yiyebileyim. Yani ben bizzat kek yiyebilmek için kendi moralimi bozuyorum.  
Yoksa yeni birşey değil  Ahmet Cemil İrfan’a sinir olduğum. İzindeydi zaten, dönüşte havayolu şirketi bavulunu kaybetmiş. Abartılı abartılı anlatıyor. İkinci kez başıma geldi diyor. İçinde ne vardı diye sormadan, içimden negatif negatifi çeker diyorum. Yıllar önce de başka bir firmada başka bir insanın başına başka bir şey gelmişti. Çok detaylandırmak istemedim burada, farkındaysanız. Ama yüzü hiç gülmezdi.  Bir negatiflik vardı yani. Ahmet Cemil İrfan ise baştan ayağa negatif. Bavulun kaybolmasından dolayı yüzünde enteresan bir mutluluk var çünkü, gerisini anlatmak istiyor ama yüz bulamıyor. Ben de az değilim ama çok üstüne gidiyorum sanırım. Neyse...

Şimdilik bugün rahatım. Henüz bu akşamki yeme-içme ve spor planlarımı aksattıracak bir olayla karşılaşmadım. Üstüne üstlük sabah geldiğimde sandalyemin üzerinde Avustralya’dan gelen müdürümüzün bana getirdiği hediyeyle karşılaştım. Dün herkese koala dağıtmıştı, demek ki bu bana özel. Ve demek ki iş yerlerinde güzel şeyler olabiliyor arada(hediye almasam işyerleri hep tu kaka). Nedense kötü şey olunca spordan ve ya sağlıklı beslenmekten cayan bünye güzel bir şey olduğunda bugün iki saat spor yapayım demiyor hiç. Bunu da yıkmak için sırf küçük koalanın hatrına bu haftasonu hindiba pişireceğim!!! Bence bu minik bir koala için yapılabilecek çok büyük bir fedakarlık...


Gelen çaydan hindiba sevdiğine dair bir izlenim
oluştu bende.


Belgesellerde gördüğümüz hayvanlar.


Lezzetini bilmem ama pakete bayıldım.




Ama yine de gelsin:
Peynirli Poğaça
3,5 ölçek un(kendi kabaran cinstense en güzeli)
1 ölçek sıvı yağ
1 ölçek yoğurt(çok sulu kısmından koymayın)
1 paket kabartma tozu(un kendi kabarıyorsa gerek yok)
Tuz
2 yumurta artı 1 yumurta akı

Hepsini yoğurun, 15 dakika kenarda dinlendirirken içini hazır edin. Peyniri ufalayın ve seviyorsanız maydanoz ekleyin. Yok ikisini de istemem derseniz zeytin ezmesi koyun. Sonra istediğiniz şekilde içine malzemesini koyup koyup yağlı kağıtta tepsiye dizin. Fırını da herhalde 200 dereceye ayarlamıştınız önceden.  Hala ayarlamadıysanız şimdi tam sırası. İçine akını kattığımız yumurtanın sarısını da üstüne sürdük. Zevke göre kırmızı biber, çörek otu serptik. Hoop fırına. 20-25 dakika sonra tamamdır. Üstü ve alt kenarları kızardıysa çıkarın.


Önemli not: Zeytin ezmesi değil zeytinle yapacaklar benim gibi üşenmesin çekirdeğini çıkarsınlar. Sonra uyarsanız bile laf oluyor. Erkeğin kalbinden geçen yol sonra soluk borusu ile kesişmesin yada oraya varmadan dişini kırmasın. 

4 yorum:

  1. cekirdegini cikarmadan koymak nedir ya, allahtan pakedinden cikarmissin. kiniyorum.

    YanıtlaSil
  2. bugün çok mutlu ve çok mutsuz olsun. 2 öğünde yemek için bahanelerini kullandın mı bakim?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ters isledi, cok mutsuz olunca yemeden kesildim, sonra olay tersine donunce benim bunye de tersine dondu :)

      Sil