Sayfalar

10 Şubat 2014 Pazartesi

Hong Kong-1

Vücudumda garip bir deniz güneş kum isteği sürüp gidiyor bir iki haftadır. Yarın Ulusal Spor Günü diye bir günlük resmi tatil maalesef istediğimi veremeyecek. Bir sabah yürüyüşü ardından evde bölüm bölüm diziler izleyeceğim; şimdilik olağan plan bu. O yüzden oturup bu yazıyı yazıyorum. Hem sizinle paylaşmak olsun hem de gittiğim bir tatilden anılarım tekrar canlansın diye...

Geçtiğimiz Ağustos ayında bayram tatili vesilesi ile; bulunduğumuz Arap dünyasından uzaklaşıp ( sanki burada Hintliler ve Filipinliler Arap nüfusunu bastırmıyormuş da katlanılmayacak şekilde Arap kültürüne maruz kalıyormuşçasına); havası, suyu, yemeği, sokağı, insanı değişik bir yer seçelim dedik, buarada bizden vize istemesin, çok pahalı olmasın, kolay gezilsin ki bu kısacık tatilde gezemedik orasını burasını diye içimizde kalmasın da dedik. Bugüne kadar uçaktan korkuyorum ağlamalarımı tamamen bir şımarıklık olarak kabul eden kocamı haklı çıkarırcasına 9 buçuk saat gidiş ve 10 saat dönüşü göze alıp
Hong Kong'da karar kıldık. Otantikten egzotiğe bir gezi yani...

Doha'dan gece uçağına binip öğleden biraz sonra indik Hong Kong'a. Daha iniş sırasında havasının suyunun ne kadar değişik olduğunu gördük, yemyeşil tepeleriyle kendini belli etti Hong Kong. Lantau Adası'nın yeşillikleri arasında kaybolan Büyük Buda'ya, yarın görüşeceğiz selamı çaktık.


İnişten sonra giriş işlemleri falan herşey çok kolay. Bir kaç kez termal kamera taramasından geçiyoruz. Sağlık konusunda hassaslar. Biraz fazla kırmızı çıktıysanız kamerada hemen kenara çekip ateşinizi ölçen sağlık ekipleri mevcut belirli aralıklarla konmuş bankolarda. Ayrıyetten kapı kolları, kapıların kendileri, merdiven trabzanları, korkuluklar, asansör düğmeleri gün boyu defalarca kez strelize ediliyor. Para bozdurup, Octopus kart alarak metroya gidiyoruz. 

Bu ülkede güzel bir metro sistemi var, havaalanından çıkan metro sizi merkez istasyona bağlıyor. Oradan da Hong Kong'a, ana karaya ve çevre adalara dağılıyorsunuz. Ana metro istasyonundan aldığımız Octopus kartla ki bu kart sadece metroda  ve otobüste değil, markette bakkalda da geçiyor, metro vasıtası ile otelimize ulaşıyoruz.  Otelimiz Hong Kong adasında, metronun Quarry Bay durağında. Harbour Plaza North Point. Yeri güzel, karşısında Starbucks, yanında market. Bir arka sokakta Mc Donald's. Hızlı ve ucuz yenebilecek yerler yakınında. Otel ücretine kahvaltı dahil olmadığı için ve kahvaltı pahalı olduğu için bu bir avantaj. Diğer önemli avantajı ise metroya çok yakın olması. Günün sonunda yorgun argın döndüğünüzde metrodan inip çok fazla yürümeden odanıza ulaşabileceğinizi bilmek gerçekten çok önemli. Ama şunu da hatırlatırım, metronun içinde ve hatları değiştirirken o kadar çok yürüyorsunuz ki, bir müddet sonra taksinin o kadar pahalı olmadığına kanaat getirip küçük şımarıklıklar yapabiliyorsunuz. Odamız az eskice ama temiz. Biraz yerleşip dinleniyoruz... 


Oda penceremizden manzara
Sonra hemen Mc Donald's! Daha iner inmez yerel lezzetleri denemek için çok cesur değiliz ama Mc Donald's da yediğim menü bile burası diğer Mc Donald's lara benzemez diyor bana. Kocaman hediyesi sebebiyle sesimi çıkarmadan brokolilerimi yiyorum. :)


Barbekü soslu tavuk, buharda pişmiş pirinç, yine buharlanmış
brokoli, yeşil çay olmasını beklediğim içecek kola ve
kocaman bir HELLO KITTY!


Yemekten sonra sokaklarda dolasmaya baslıyoruz. Uzakdoğunun modern yüzünde yaşayan insanlar geç saatlere kadar çalışıyorlar, sonra sokaklar iyi giyinimli plaza insanları ile dolup taşıyor. Turistlerle harman olan yerli kalabalık kendini alışveriş merkezlerine ve yeme içme mekanlarına atıyor. 



Times Square mübarek!

Kendimizi fazla yormadan otele geri dönüyoruz ki iyice dinlenip yepyeni güne ful enerji ile başlayalım. Bundan sonrasını birinci gün, ikinci gün diye anlatmayayım çünkü toplamda dört-beş gün kaldığımız Hong Kong'da çok dolu dolu zaman geçirdik. Gereksiz detaylara da girmemiş olurum böylece. Konu başlıkları ile sevdiğimiz, yediğimiz, içtiğimiz, gördüğümüz, beğendiğimiz şeyler işte burada:

Yapılar...
Gökdelen gördüm, toplu konut gördüm ama ikisi birarada az rastlanır bir durum. Bu ne Mashattan' a benziyor ne 1453' e... Yine de hiç birinin gözümü çok da rahatsız etmediğini itiraf etmek istiyorum. Bilmem neden onların oraya ait olduğu resmi kafamda oturmuş, asıl orada olmasalardı anlamı olmazdı gibi. 
Bir de kırsal alandakilerin derme çatma durumu. Buarada bu yüksek apartmanların yüksekliği size modern ve lüks etkisi vermesin. İçleri çok berbatmış... Gazetede şurada burada resimlerini görmüştüm, neredeyse bir pencere bir odaya tekabül ediyor. Ama fotograflayamadığım bir sürü güzel villa da zengininin de ne kadar zengin olduğunu belli ediyor.

Lippo Center



Bank of China
HOKİ yani Hong Kong Toplu Konut İdaresi ya da değil :)


Evlere yakından ama yetersiz bir bakış


Bunu görmeye geldim ve gidiyorum.


Sevdim.
Bu klimalardan damlayan sular sürekli yağmur mu başlıyor paranoyaklığına sebep oluyor. Sürekli şemsiye taşıyan Hong Konglular için çok da büyük dert değil, siz şemsiyelerden gözünüzü koruyun yeter.


Yüksek bir apartmanın penceleri


Bunlar hep şehrin taaaa o modern göbeginden...

Kaçıııın bina girdabıııııııııııııııı!


Balıkçı köyü-Tai O
Balıkçı köyünde balıkçı evi-Tai O
Balıkçının bot evi ve arkasında yükselen
HOKİ projesi-Aberdeen

Neden gözümü rahatsız etmiyor, yoksa mimar değil miyim?

Gezmeler...
Hong Kong'da geziciler için belli başlı mutlaka gidilmesi gereken nokta var ve gerçekten hepsi de çok güzel. 
Kesinlikle bir gün ayrılması gereken Lantau Adası başta geliyor. Lantau Adası Büyük Buda, Disneyland ve Tai O olarak üç güzel aktivite sunuyor. Burada büyük bir tüyo vereceğim. Büyük Buda'ya teleferik ile çıkılıyor, bu doğru yalan yok. Fakat başka araçlar da var tabiki. Teleferik burada kesinlikle yapılması gereken bir aktivite fakat yukarı çıkmak için tercih edilen araç olursa erken kalkan yol alır mantığına hizmet etmiyor. Teleferik açılmadan bir saat önce önünde uzun bir kuyruk oluşuyor. Yani hem açılmasını hem de kuyruğu beklemek yerine farklı bir rota seçebilirsiniz. Lantau Adası'na metro ile geçtikten sonra, Teleferik biletinin satıldığı bankonun yakınında ikinci bir masa daha var. Aslında onlar da teleferik bileti satıyorlar fakat paket olarak. Avantajı da şu: Sen teleferik açılana kadar bekleyeceğine, sana verdiğim şu biletle bin otobüse git Tai O 'ya. Orada balıkçı köyünde bir tur at, sonra açık denize çık şöyle bir dolan. Şansın varsa pembe yunusları gör ( Gördüm ama ölümsüzleştiremedim), oradan yine otobüsle Ngong Ping'e arkadan çık... Ohhh misss.  Buda'yı görürsün, tapınağı gezersin, kültür köyüne bakarsın. Herkesin daha yeni yeni geldiği vakitte çok sıra beklemeden teleferik ile geri dönersin, manzaradan da geri kalmazsin. Teleferiklerin bazıları kristal diye çağırılıyor, tabanları cam, tırstım biraz istemedim ama çok korkulacak bir şey yok. Ocean Park ile kıyaslayınca. :)

Yesilin ve yine yeşilin buluştuğu yer...

Balıkçı barınakları...

Pembe yunus fotosu olmasa da elimde en azından zarif bir balıkçıl fotoğrafı var

Cok narin bir gövdeye sahip bu kuşumuzun adını maalesef bilmiyorum.

Petrole, pisliğe bulanmamış tertemiz kanatlar.


Gariban köyün otobüs durağında sigara içmek yasak.

Meraklısı çıkabilir, uzaktan bakmak da yetti bana.

Havaalanı gözükünce artık düşsek bile medeniyete yakın olduğumuzdan kurtulma şansımız yüksek diye düşündüm.
Yok ya, düşünmedim, gayet rahat ve keyifli bir yolculuk...


İşte medeniyet!

Şimdi geldik bu adanın diğer büyük aktivitesine, tema park seven insanlar için çekici fakat çocuklu aileler için bir kabus olabilen Disneyland, hu huuu!!! Bu benim ilk Disneyland'ım, giderken görmesem de olur deyip döndükten sonra keşke son gün gitseydim diye hayıflandığım Paris gezisinden sonra bu sefer aynı pişmanlığı yaşamamak için yapılacaklar listesinde başa yazmıştım ama ne yalan söyleyeyim, Hong Kong un diğer büyük tema parkı olan Ocean Park ile kıyaslayınca gerçekten çok sönük geldi. Eğer tema park seviyorsanız ve bir Disney hayranı değilseniz ve de çocuğunuz Disneyland diye tutturmuyorsa, gideceğiniz yer Ocean Park olmalı. Yine de Disneyland görmedim demeyeceğim. Teleferikten inince metroda hat değiştirerek kendi özel metrosu ile Disneyland'a ulaşıyorsunuz. Pahalı ve kalabalık. En çok neye üzülüyorum biliyor musunuz? Şu cocukların içi şekerleme dolu ucunda pilli bir pervane olan oyuncakları var ya, burada benzin istasyonlarında çok ucuza satıyorlar onları. Eğer bundan mı alsak çok sıcakmış orası diye dalga geçmeyip alsaydım, emin olun çok rahat ederim gezerken çünkü pervane diyip geçmeyin gerçekten çok pahalı orada. Disneyland'da tshirt değiştirdiğimi biliyorum. Eğer Temmuz-Ağustos aylarında gidecekseniz yanınızda bol yedek tshirt, kağıt ve ıslak mendil, en önemlisi tülbent ve de pervane olsun!!!

Konu Mickey olunca, insanın aklına kaç kişi ellemiştir ne mikrop vardır o tutamaçın üstünde demek gelmiyor.

Aaaaoooo! O Mickey nasıl duruyor suyun üzerinde? Herkesin derdi bu oluyor hemen. Suyun içindeki şeffaf boru ile  mekanik mekanik aşağı yukarı hareket eden Mickey'nin keyfi yerinde, tshirt üstüme yapıştı haberi yok.

Diğer Disneylandlardan çok farklı olmadığını diğer Disneylandları gören arkadaşlarımla yaptığım sohbetlerden öğreniyorum.
Günlük Disney Parade sırasında sanki terden ıslandığımız yetmemiş gibi bir güzel Goofy ve diğerleri tarafından ıslatılıyoruz. Serinliyor muyuz ne oluyoruz tam bilemiyorum ama minikler çok eğleniyorlar.

Disneyland güzel ama çok çok önemli bir yer değil, Macau'ya geçme planı olmayan, elinde Çin vizesi olmadığından yakın Çin şehirlerine gitme planı da yapmayan, çok gece hayatı meraklısı olmadığından Hong Kong'un gündüzünü yaşamak isteyen ve tema parkları seven biz gibiyseniz Büyük Buda dönüşü kalabalığa kalacağınızı bile bile uğrayabilirsiniz. Uğrarsanız da mutlaka, Hot Wheelz ve Space Mountain'a binin. Bir de peluş Disney karakter alın, pahalı diye almadım; bu sefer de ona hayıflanıyorum...

Devamı gelecek...

5 yorum:

  1. gitmis kadar oldum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hic ilgimi cekmeyen disneyland kisimlari dahil herseyi okudum ve izlenimlerimi asagida derledim:
      Hong Kong-1 yazisi uzerine - 1
      Vucudumuzda garip istekler olunca doha dan kalkan ucaklarla yesillikler arasinda buda ya selam verip yemegi mc donalds tan ucuza getirerek yuksek gokdelenler arasindan teleferikle cikacakmis gibi yapip otobusle buda ya gittikten sonra disneylanda gitmek cok guzel ama bir o kadar da terli

      ps: happy meal den cikan oyuncaklar neyine yetmiyor.

      Sil
    2. her zamankinden. yalniz her zamanki gibi pul biber koymazsan iyi olur. pastalari da mozaiklersen sevinirim, evde coluk cocuk yiyecek onlari.

      Sil